Bazen hayatımızda küçük bir adım atarız ve o adımın bizi nerelere götüreceğini hiç tahmin etmeyiz. Benim için o adım, 2020 yılında hobi olarak başladığım koşu oldu. O günlerde koşunun hayatımda bu kadar büyük bir yer edineceğini, yıllar sonra yarışlarda derece yapacağımı, Türkiye sıralamasında ilk 10’da yer alacağımı ve hatta bir gün 42 kilometreyi 2 saat 25 dakikanın altında koşmayı hedefleyeceğimi düşünemezdim.

Bugün geldiğim noktada koşmak benim için artık sadece bir spor ya da hobi değil, bir yaşam biçimi. Koşmadığım zamanlarda kendimi bir şeylerin eksik olduğunu hissederken buluyorum. Çünkü koşu bana sadece fiziksel güç kazandırmadı. İş hayatımda stresle başa çıkmama, motivasyonumu korumama, hedef belirlememe, disiplinli olmama ve ekip çalışmasının değerini daha iyi anlamama da katkı sağladı.

Bazen yoğun bir iş gününün ardından ayakkabılarımı giyip koşmaya çıktığımda, günün bütün stresini geride bıraktığımı hissediyorum. Bazen de zor bir antrenmanda “Artık yeter” dediğim noktada devam edebilmenin, hayatın diğer alanlarında da bana güç verdiğini görüyorum. Koşu bana önemli bir şey öğretti: Sınırlar çoğu zaman düşündüğümüz yerde değil, zihnimizin bize söylediği yerde başlıyor.

Hobi Tutkuyla Buluşunca

2023 yılında Borusan Spor Kulübü (BSK) ile atletizmi daha profesyonel bir seviyeye taşıdım. Bu süreçte elde ettiğim başarıların arkasında tek başıma olmadığımı özellikle vurgulamak isterim. Antrenörlerimin, takım arkadaşlarımın ve kaptanlarımız Elif Acar ile Sinan Kutlutan’ın çok büyük katkıları oldu.

Ve benim için ayrı bir yeri olan bireysel antrenörüm Aykut Taşdemir… Kendisi profesyonel bir atlet olmasının yanında, koşuya olan tutkusu ve yaklaşımıyla bana ilham veren gerçek bir spor insanı. Onunla birlikte çalışmaya başladıktan sonra koşuya bakışım değişti. Antrenmanlar sistematik hale geldi, hedefler büyüdü ve başarılar peş peşe gelmeye başladı.

Bu yolculuk bana şunu da gösterdi: İyi bir hedef önemlidir ama doğru insanlar olmadan o hedefe ulaşmak çok daha zordur.

Gelen Başarılar, Büyüyen Hedefler

Bugüne kadar birçok yarışta önemli dereceler elde ettim:

  • İstanbul Yarı Maratonu’nda yaş grubumda iki kez ikincilik,
  • Uludağ Premium Ultra 42K parkurunda üst üste iki yıl birincilik 🥇,
  • Trakya Ultra 50K’da birincilik,
  • Bunun yanında farklı yarışlarda çeşitli genel klasman dereceleri.
  • Ulusal ITRA puan sıralamasında ise şu anda Türkiye genelinde 8. sıradayım.

Sporun bir güzel tarafı da şu: Bir hedefe ulaştığınız anda önünüzde yeni bir hedef beliriyor. Benim şimdiki hedefim Türkiye sıralamasında ilk 3’e girmek. Daha büyük bir hedefim ise bu yıl aralık ayında koşulacak Valencia Maratonu’nda 2 saat 25 dakikanın altında koşmak. Bunun için antrenmanlarım tüm yoğunluğuyla devam ediyor.

Şu anki kişisel derecelerim:

  • 10K: 32:56
  • 21K: 1:11:47
  • 42K: 2:54:40

Bu dereceler benim için sadece rakamlardan ibaret değil. Her birinin arkasında sabahın erken saatleri, uzun antrenmanlar, yorgunluk, vazgeçmek üzere olduğum anlar ve yeniden devam ettiğim günler var.

Takım Ruhuyla Bireysel Bir Spor

Koşu dışarıdan bakıldığında bireysel bir spor gibi görünebilir. Ama aslında arkasında kocaman bir takım vardır: Antrenörler, takım arkadaşları, kaptanlar, aile ve destekçiler…

Bugün aynı zamanda BSK Atletizm Takımı’nın menajerliğini yürütüyorum. Bu görev bana sporun başka bir tarafını gösterdi: İnsanları aynı hedef etrafında bir araya getirmenin, birbirini desteklemenin ve birlikte gelişmenin gücünü.

Belki de bu yönüyle koşu, iş hayatına en çok benzeyen spor dallarından biri. Herkesin temposu farklı, herkesin hedefi farklı. Ama doğru zamanda birbirimize destek olduğumuzda, birlikte çok daha ileriye gidebiliyoruz.

Peki Ya Sen?

Benim koşu hikâyem 2020 yılında, sadece “biraz spor yapayım” düşüncesiyle başladı. Nereye varacağını bilmiyordum. Belki sizin de uzun zamandır yapmak istediğiniz ama “Bir gün başlarım” dediğiniz bir şey vardır. Belki koşmak, belki başka bir spor, belki yeni bir hobi, belki de kendiniz için koyduğunuz bambaşka bir hedef.

Benim tavsiyem çok basit: Başlamak için mükemmel zamanı beklemeyin. Çünkü bazen hayatımızı değiştiren şey büyük kararlar değil, attığımız küçük bir ilk adımdır. Benim ilk adımım bir koşuydu. Bugün ise o koşu, hayatımın en büyük tutkularından biri.

Şimdi bu tutkunun daha fazla insanla buluşmasını istiyorum. Sporun hayatımızdaki yerini artırmak, birlikte hareket etmek, yeni insanlar tanımak ve hep beraber daha sağlıklı, daha enerjik bir yaşamın parçası olmak için BSK Atletizm Takımı’na yeni arkadaşlarımızı bekliyoruz.

Belki bir gün aynı parkurda, aynı takımın formasını giyerek birlikte koşarız. Çünkü bazen önemli olan varış noktası değil, aynı yolda, aynı tutkuyla koştuğumuz insanlardır.

Koşmaya devam. Daha hızlısına, daha iyisine ve daha uzağına…

Ayhan Çelik

Ayhan Çelik bir Dijital Ürün Geliştirme Teknisyenidir.

İşini çok sevmekte ve geliştirdiği, hayata geçirdiği projelerin hem şirkete hem de müşterilerin ihtiyaçlarına katkı sağladığını görmekten büyük bir tatmin duymaktadır. Yaptığı çalışmaların somut bir değer yaratması, Ayhan’a huzur ve motivasyon vermektedir.

Koşmak ise onun ikinci büyük tutkusudur. Koşmanın kendisine verdiği özgürlük duygusu ve “Sınır nerede?” sorusunun peşinden gitme isteği, Ayhan’ın koşmaya devam etmesinin en önemli nedenleri arasındadır. Her koşuda kendi sınırlarını keşfetmekten ve yapabildiğini görmekten büyük keyif almaktadır.

Ayhan aynı zamanda doğa keşiflerine ve doğa belgesellerine tutkuyla bağlıdır. İlham aldığı isimlerin başında, doğa belgesellerinin efsanevi anlatıcısı Sir David Attenborough gelmektedir. Kendisi büyük bir Sir David Attenborough hayranıdır.

İnsan anatomisi ve dayanıklılığı üzerine podcastler dinlemekten de hoşlanmaktadır. Tüm bunların yanı sıra Ayhan, iyi bir Beşiktaş taraftarıdır.

SON EKLENENLER
Koşmak: Bir Hobi Değil Bir Yaşam Biçimi
Yarının İşi
İnovasyon: Sürdürülebilir Başarının Anahtarı
Yarının İşi
Borusan Cat Durmaz Diyorsak, Arkasında Dururuz: Sözümüz Var!
Yarının İşi
Madencilikte Kullanılan Özel İş Makineleri
Yarının İşi