Merhaba theBClog okurları, ben Yağız Yücel. Borusan Cat’te Kurumsal İletişim Lideri olarak çalışıyorum. Bu yazıda size işimden değil, yıllardır benimle birlikte büyüyen bir tutkudan söz etmek istiyorum: futboldan.

Benim için futbol sadece bir oyun değil. Bir posterin köşesinde saklı bir çocukluk anısı, bir maçın son düdüğünde içimde yankılanan heyecan, zamana direnmiş duyguların toplamı. Şimdi o duyguların yeniden canlandığı bir döneme giriyoruz. Haziran ayındayız ve 2026 Dünya Kupası başlıyor.

Yıllardır Dünya Kupası organizasyonlarına ait posterleri, albümleri, fotoğrafları ve farklı koleksiyon parçalarını biriktiriyorum. Her biri benim için sadece bir objeden ibaret değil; geçmişe açılan küçük bir kapı.

Koleksiyonumda yer alan her poster beni başka bir zamana götürüyor. Bazen çocukluk yıllarıma, bazen bir futbolcunun unutulmaz performansına, bazen de milyonlarca insanın aynı anda aynı heyecanı paylaştığı o büyülü anlara... Belki de Dünya Kupası’nı eşsiz kılan tam olarak budur.
Sadece bir turnuva değil, dünyanın farklı hikâyelerle tek bir sahnede buluştuğu bir hafıza alanı olması.

Hatıraların Arasında Bir Dünya Kupası Yolculuğu

Koleksiyonculuk benim için biraz da zamanı saklama çabası. Eski bir albümü açtığımda yalnızca futbolcuları ya da skorları görmüyorum. O dönemki hayatımı, beklentilerimi ve hissettiklerimi yeniden yaşıyorum. Bu yolculukta bazı anlar var ki yerini hiçbir şey dolduramıyor.

Örneğin 2002 Dünya Kupası. Türkiye A Millî Takımı'nın dünya üçüncüsü olduğu o turnuva, hafızamda hâlâ ilk günkü kadar canlı. Meydanlarda izlenen maçlar, arkadaşlarla yapılan sohbetler, sokaklara taşan sevinç… Sadece bir başarı değil, kolektif bir mutluluktu o.

Aradan tam 24 yıl geçti.

Türkiye’nin yeniden Dünya Kupası’na katılması, içimde aynı heyecanı yeniden canlandırıyor. Bir futbolsever olarak gurur duyuyor, bir koleksiyoner olarak yeni hikâyelerin heyecanını hissediyorum. Çünkü bu turnuva yalnızca maçlardan ibaret değil. Aynı zamanda yıllar sonra dönüp bakacağımız yeni hikâyelerin başlangıcı.

Yeni Hatıralar Biriktirme Zamanı

Bir koleksiyoner için en özel anlardan biri, bir hikâyenin yeni bölümüne ilk elden tanıklık etmektir. Ben de şimdiden turnuvaya ait posterleri, özel yayınları ve koleksiyon ürünlerini takip etmeye başladım. Çünkü biliyorum ki bugün “sıradan” gibi görünen birçok detay, yıllar sonra en kıymetli anılara dönüşecek.

Ama bu heyecan sadece koleksiyonla sınırlı değil. Sahada verilecek mücadeleyi izlemek, yeni kahramanların doğuşuna tanık olmak, dünya futbolunu bir kez daha zirveden seyretmek… Bunlar tarifi zor ama güzel duygular.

Dünya Kupası’nın Asıl Değeri

Yıllardır biriktirdiğim bu koleksiyonun parçaları bana tek bir şeyi öğretti: Dünya Kupası’nın asıl değeri kupalarda ya da istatistiklerde değil insanların hafızasında bıraktığı izlerde saklı.

Elimdeki eski bir poster, yıllar önce yaşadığım bir sevinci yeniden canlandırabiliyor. Bir fotoğraf, unuttuğumu bir maçı gözümün önüne getirebiliyor. Bir albüm ise beni bir anda çocukluk yıllarıma götürebiliyor.

Aslında bu, iş hayatına da çok benziyor.

Günün sonunda hatırlananlar çoğu zaman rakamlar, sunumlar ya da tamamlanan projeler olmuyor.
Birlikte geçirilen zamanlar, zorlu bir süreci nasıl yönettiğimiz, ekipçe yaşanan heyecanlar ve geride bıraktığımız etki kalıyor.

Nasıl ki bir Dünya Kupası'nı unutulmaz yapan yalnızca skorlar değilse, bir kurumun hikâyesini değerli kılan da sadece sonuçlar değildir. Paylaşılan deneyimler, birlikte aşılan zorluklar ve geride bırakılan etki, asıl hafızada kalanlardır.

Bugün oluşturduğumuz her proje, her iletişim, her küçük detay, belki fark etmeden, yıllar sonra dönüp bakacağımız bir “koleksiyon parçasına” dönüşüyor.

İşte bu yüzden Dünya Kupası’nı heyecanla bekliyorum. Hem ülkemin takımıyla gururlanmak hem de yıllardır biriktirdiğim hatıralara yenilerini eklemek için. Ama aynı zamanda bana bir şeyi daha hatırlattığı için: Değer, yalnızca elde ettiğimiz sonuçlarda değil, o sonuca giderken biriktirdiğimiz anlamlı anlarda saklı.

Kim bilir, belki yıllar sonra bugünleri; koleksiyonumdaki bir parçaya bakarken de iş hayatıma dönüp baktığımda da aynı duyguyla hatırlayacağım.

Yağız Yücel

Hayatımın önemli bir bölümünü kurumsal iletişim, strateji ve insanların aslında ne demek istediğini anlamaya çalışarak geçirdim. Kariyerim boyunca farklı sektörlerde hikâyeler anlatıp, mesajlar kurgulayıp, insanları ortak hedefler etrafında buluşturmaya çalıştım. Gündüzleri iletişim profesyoneli olarak hikaye anlatıyor, akşamları ise elektro gitarımla yıllardır gerçekleşmeyen rock yıldızı kariyerimin provasını yapıyorum. Galatasaray Spor Kulübü Divan Kurulu Üyesi olarak futbol üzerine fikir üretip, iletişimci olarak ise fikirleri anlaşılır hale getirmeye çabalıyorum. Toplantılar, sunumlar, transfer dedikoduları ve gitar soloları arasında dengeli bir yaşam sürdürmeye çalışıyorum.

SON EKLENENLER
Bir Koleksiyonerin Gözünden Dünya Kupası
Değer Kutusu
Biz Arızayı Değil, Güveni Yönetiyoruz!
Değer Kutusu
Makine Merakından Profesyonel Bir Kariyere
Değer Kutusu
Denizcilik Fuarına Ürün ve Pazarlama Gözünden Bakmak
Değer Kutusu